escort bursa - escort bayan - gorukle escort bursa escort - bayan escort gorukle escort bursa escort bayan bursa bayan escort bursa vip escort bursa elit escort bursa vip escort bayan alanya escort antalya escort escort bursa havalimanı transfer
canlı bahis yap kaçak iddaa oyna illegal iddaa oyna illegal bahis siteleri illegal bahis oyna bahis siteleri
Bugun...


Gökhan DİHKAN

facebook-paylas
27 Mayıs 1960 Darbesi’nin Yıldönümü’nün Düşündürdükleri…
Tarih: 27-05-2021 12:56:00 Güncelleme: 27-05-2021 12:56:00


Bugün günlerden 27 Mayıs. 27 Mayıs 1960 Darbesi’nin 61. Yıldönümü. Bu yazımızda bu darbenin ne anlama geldiğine ve neye karşı yapıldığına dair görüşlerimizi aktarmaya çalışacağız.

CHP'nin Cumhuriyeti kuran parti olarak tek başına iktidarda olduğu dönem sonrası muhafazakar kesimler bir nevi siyasal alanda Demokrat Parti ile bir adres bulmuştur. DP ile Cumhuriyet'e karşı olan dinsel tepkiler yumuşamış ve bu tepkiler bir nevi kontrol altına alınarak millet nezdinde demokratikleşmenin iyileşme süreci başlamıştır. CHP döneminde dinsel anlamda bazı kesimlere karşı uygulanan katı politikaya karşın DP ile beraber hoşgörü ikliminin başlaması, köylülerin ve taşralıların bu partiye karşı meyillini artırmış ve halkın DP'ye katılımını hızlandırmıştır. Bu çerçevede, halkın talebi doğrultusunda 1950'de Türkçe ezan uygulanmasına son verilmiş, din eğitimi hususunda bazı engeller ortadan kaldırılmıştır. DP iktidarı ile beraber memleketin genelinde cami yapımlarının belirgin olarak arttığı gözlemlenirken, tek parti dönemine nazaran dinsel kesimlerin üzerinden baskının kalktığı görülmüştür. CHP'nin laiklik adına tavizsiz bir biçimde uyguladığı radikal politikalar, “çevrede” yıllardır biriken hoşnutsuzluk, DP iktidarı ile bir nevi çözüme kavuşturulmuş ve sonradan gelen sağ partilerin DP politikalarını belli bir oranda takip etmesine ve özellikle çevrenin desteğine talip olmasına neden olmuştur. DP'nin etkisi yıllar sonra kurulan ve kendini sağ veya muhafazakâr olarak adlandıran siyasal oluşumların temel söylemlerinde görülecek ve Türk siyasetinde birçok oluşumun örnek aldığı bir siyasal parti olarak önemini korumaya devam edecektir.

 

Ne var ki geçen zamanla birlikte DP iktidarı döneminde yapılan uygulamalar, Kemalist genç kuşakları, bürokrasi ve ordudaki geniş bir kesimi rahatsız etmiştir. Laikliğin zayıflatıldığı iddiası ile beraber muhalefet cephesini engellemeye yönelik bazı önemli adımlar, muhalif basına karşı yapılan birtakım baskılar akademisyenlerce protesto edilmiş ve muhalefet ile iktidarın arasının zamanla sertleşmesine neden olmuştur. Sonrasında gelen 1960 darbesi, Türkiye'de iktidar olan muhafazakâr bir oluşumun askeri müdahale ile noktalanmasını beraberinde getirerek, DP iktidarını sona erdirmiştir. Ve Başbakan Adnan Menderes idam edilmiştir. Daha öncesinde siyasal alanda kurulan muhafazakâr partilerin iktidara gelmeden önce engellenmesine yönelik atılan adımlar, bu sefer DP'nin on yıl süren iktidarından sonra askeri bir müdahale ile kendini göstermiş ve muhafazakar seçmenlerin adres olarak gördüğü bir parti darbe sonrasında kapatılarak siyasal hayatına son verilmiştir.

 

Geçelim..

 

Akademisyen Muhammet Erdal Okutan Dayatmacı ve Pasif Sekülerlik olmak üzere iki tip sınıflandırma yapar. Türk laikliği buna göre İslam dininin toplum ve kamusal yaşam üzerindeki etkisini zorlayıcı bir şekilde ortadan kaldırmayı amaçlayan dayatmacı veya dine karşıt olarak tanımlanmıştır.  Laik devletin kurucu elitleri dini aydınlanmacı perspektiften mantık dışı ve modernleşme karşıtı olarak görmekte, bu nedenle de dinin kamusal hayattan ayrılarak, kişileri özel hayatlarına ve hatta bireylerin vicdanlarına "özelleştirilmesi" gerektiğine inanmaktaydı.

 

Sekülerlik Türkiye ve Fransa örneğinde olduğu gibi dini kamusal alandan bireylerin vicdanı ve özel alanlarına sınırlandırıyorsa dayatmacı; dinin toplumsal yaşamda görünürlüğüne ve faaliyetlerine izin veriyorsa bu da pasif sekülerliktir. Dayatmacı Sekülerlik dini toplumsal alandan bireylerin özel yaşamları ve vicdanlarına özelleştirerek, seküler bir dünya görüşü oluşturmayı; diğer bir ifadeyle siyasal alanının yanında toplumun da sekülerleşmesini hedeflemektedir; yani seküler bir yaşam tarzını dayatmaktadır. Bu açıdan dayatmacı sekülerlik, ulus inşasının önemli bir mühendislik aracı haline gelmektedir. Pasif sekülerlik ise dini inanç, değer ve pratiklerin kamusal alanda görünürlüğüne olanak sağlayarak, devletin çeşitli din ve din yorumlarına karşı tarafsız kalmasına olanak sağlamaktadır. Bazı ülkeler pasif seküler politikalar uygularken bazı ülkeler, Fransa ve Türkiye örneğinde olduğu gibi dayatmacı seküler politikalar uygulamaktadır.

 

İşte Demokrat Parti CHP’nin tek başına bürokratik vesayet ve ordu ile birlikte yürüttüğü Dayatmacı Sekülerlik anlayışından sonra iktidara gelerek bu çerçevesini çizmeye çalıştığımız Pasif Sekülerlik anlayışını benimsemiş, dini inanç, ahlaki değerlerin ve pratiklerin kamusal alanda görünürlüğünü arttırmayı amaçlamıştır.   Ama Cumhuriyet’in bürokratik ve askeri vesayet rejimi dayatmacı sekülerlikten pasif sekülerliğe bile geçişe izin vermemiş bir darbeyle Başbakanını da asarak DP iktidarını sonlandırmıştır. Bugünlere geldiğimizde ise yapılacak tespit şu olmalıdır ki Türkiye'de 2010 yılına kadar devlet elitleri aynı dayatmacı seküler ilkeler etrafında politika üretmeye devam etmiş, İslamcılar, muhafazakârlar veya dini grupların dâhil olduğu muhalefet odakları da pasif seküler politika üretimi konusunda taleplerde bulunmaya devam etmişlerdir. AK Parti iktidarı yolsuzluk, rüşvet, israf ve lüks tutkusu vb. noktalardan en sert eleştirileri hak etse de ülkedeki Dayatmacı Sekülerlik anlayışını sona erdirmesi, Dayatmacı sekülerliğin, dini toplumsal alandan çıkartarak bireylerin özel yaşamları ve vicdanlarına hapsetmeye çalışmasını, toplumda seküler bir dünya görüşü oluşturmayı hedefleyen askeri ve bürokratik vesayeti sona erdirmesi anlamında bir hakkın teslimini de hak etmektedir.    

 

 

 

 

 

 

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Sizce Trabzon'un en önemli sorunu nedir?


HABER ARA
YUKARI