Bugun...



Akşener: “Kavga Yerine, FETÖ’nün Siyasi Ayağı Ortaya Çıkarmalıyız”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “İhtiyacımız olan, FETÖ’yü sevindirecek kavgalar değildir. İhtiyacımız olan, FETÖ’nün siyasi ayağını ortaya çıkarıp, siyasetimizi bu kirden, bu pastan temizlemektir” dedi.

facebook-paylas
Tarih: 11-02-2020 14:11

Akşener: “Kavga Yerine, FETÖ’nün Siyasi Ayağı Ortaya Çıkarmalıyız”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında konuştu, gündeme dair açıklamalarda bulundu.

İdlib'te Suriye rejiminin saldırısında 5 askerimizin şehit olması ile ilgili iktidara çağrıda bulunan ve “Artık tahammülümüz kalmadı” diyen Akşener, “Bu iş öyle açıklamayla falan olmaz, ülkemizi soktuğunuz Suriye bataklığında Mehmedimiz can veriyor. Siz nasıl daha neyi bekliyorsunuz? Diplomasi seçeneği elbette kıyıda durmalı ama Mehmedim toprağa düşerken ve bunu bir devletin askeri yaparken lafı uzatmanın anlamı yok. Mikrofon delikanlılığını artık bırakın ve gereğini yapın” dedi.

KANAL İSTANBUL’U DEĞİL, İSTANBUL7U DEPREMDEN NASIL KORUYACAĞIMIZI KONUŞALIM”

İstanbul’da yaşanacak olası bir depremle ilgili uzmanların uyarılarda bulunduğuna dikkat çeken Akşener, iktidarı tedbir almaya çağırdı ve şöyle konuştu:

“Bakın uzmanlar İstanbul depremi konusunda uyarıyor, İstanbul’da yaşanacak bir felaket sadece İstanbul’u yıkıp geçmez tüm Türkiye’yi, tüm ülkenin ekonomisini de yıkıp geçer. Şimdiye dek atılan adımların yetersiz olduğu aşikâr. Bu kadar önemli bir konuyu siyasi polemik hale getirmek istemiyorum. İstanbul’un siyasi polemiklerle kaybedecek vakti yok. Kanal İstanbul’u değil, İstanbul’u depremden nasıl koruyacağımızı konuşalım. Sorun belli çözüm belli. Kanal İstanbul için seferber olacağımıza gelin kentsel dönüşüm seferberliği başlatalım. Rant konuşacağımıza gelin İstanbul’daki binalara sismik izolatör sistemlerinin nasıl entegre edeceğimizi konuşalım. Gelin, gereken adımları atalım ve ‘İstanbul depreme hazır’ diyelim.”

LİYAKATLE İLGİLİ ELEŞTİRİLER

“Biz, bütün kurum ve makamlara, işinin ehli insanların oturtulması gerektiğine inanıyoruz” diyen Meral Akşener, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Milletimiz, kurumları liyakatsiz eşle, dostla, partililerle dolduranlar yüzünden, daha fazla eziyet çekmesin istiyoruz. İnsanlarımızın kaderi, gençlerimizin umutları, beceriksiz damatların rüyalarına, kurban edilmesin istiyoruz. Bizim meselemiz, bir siyasi fırsat meselesi değil, bizim meselemiz, bir memleket meselesidir. Ve memleket meselelerini çözebilmek, liyakatli yöneticilerin yapabileceği iştir. Gün artık, beceriksizlerin elinde, devleti devlet olmaktan çıkaran iktidara, oturdukları makamların önemini hatırlatma günüdür. Gün artık, milletin feryadına kulaklarını tıkayanlara, milletin sesini duyurma günüdür.”

“18 yıllık Ak Parti iktidarları tüm açıklığıyla bize gösterdi ki; liyakat meselesi, ülkemizin kanayan yarası olduğu gibi, aynı zamanda sorunlarımızdan kurtulmamız için gerekli, en önemli anahtarlardan biridir. Bir göreve atama yapacaksan iki özelliğe bakacaksın; vatanına milletine sadık mı, işinin ehli mi? İktidar ise, bu iki şartı aramak yerine, tek bir kriterle atama yapıyor; bana sadık mı? Bunun için mülakat sistemi getirdiler. Sınavdan düşük not alsan da, eğer Ak Parti’ye sadıksan, iş senin.”

ERDOĞAN İLE BENİM ARAMDAKİ FARK

“Aziz milletim; sayın Erdoğan’la benim aramdaki fark nedir, biliyor musunuz? Sayın Erdoğan’ın derdi, eşine, dostuna, akrabasına hayat yaşatmaktır; benim derdim, itilip kakılan, sesi duyulmayan milyonları hak ettikleri gibi mutlu yaşatmaktır. Sayın Erdoğan, tüm kuvvetler kendinde toplansın istiyor; ben, kuvvetler ayrılığı diyorum. Sayın Erdoğan, ‘Yargı bana bağlı olsun’ diyor; ben, ‘Yargı bağımsız, kararları adaletli olsun’ diyorum. Sayın Erdoğan, ‘Medya bana bağlı olsun’ diyor, tüm yanlışları gizlesin, Kızılay rezaletinin bile üstünü örtsün’ istiyor, ben ise ‘medya bağımsız olsun, hırsızlar, arsızlar bu ülkede, bu kadar rahat gezemesin’ istiyorum. Sayın Erdoğan, ekonomiyi, beceriksiz damadına emanet ediyor, ben ise ‘Yetişmiş dünya çapında ekonomistlerimiz var’ diyorum. Vatandaşımız yetkiyi bize verdiğinde; İYİ Parti’nin işi ehline vereceğinden hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

İKTİDAR İLE İLKER BAŞBUĞ'UN FETÖ TARTIŞMASI

“Sayın Erdoğan ile Sayın Başbuğ arasında yaşanan tartışmayı biliyorsunuz. Biz bu tartışmada, şahıslarla değil, kurumlarla ilgiliyiz. Biz bu tartışmada, kimin ekmeğine yağ sürüldüğüyle ilgiliyiz. Bu tartışma, FETÖ’yle mücadele edenlere mi, yoksa bizzat FETÖ’nün kendisine mi yarıyor? Biz, işte bu sorunun cevabıyla ilgiliyiz. Meclise adım attığımız günden beri verdiğimiz önergelerle, FETÖ'nün siyasi ayağının araştırılmasını istedik. Bizzat şahit olduğunuz gibi, kendileri dışında herkesi FETÖ’cü ilan eden AK Parti ve küçük ortak, bu önergelerimizi her defasında reddetti. Şimdiyse, FETÖ tezgâhlarının mağdurlarından, Genelkurmay eski Başkanı, 2009 yılında yapılan bir yasa değişikliğine, gece yarısı yapılan bir eke dikkat çekti ve “Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının önünü açan düzenlemeyi, bizzat FETÖ’nün istediğini” söyledi. Karşılığında aldığı cevap, AK Parti milletvekillerine, “Gidin dava açın” oldu. Oysa o sözler bir yorum değil, bir durum tespitiydi. Türk Ordusu’na kurulan tuzağın, nedenini sorgulayan sözlerdi. İşin ilginç yanı, aslında Sayın Erdoğan’ın da kabul ettiği bir sürece işaret ediyordu. Sayın Erdoğan çıkıp, ne demişti? “Kandırıldık. Önce Allah, sonra milletim bizi affetsin.” Türkiye’yi, 15 Temmuz ihanetine götüren sürecin gerçekleri ortadayken, kurumlarımızı yıpratacak yeni hamlelere, yeni sözlere karşı dikkatli olmalısınız. Kurumlarımızın daha fazla yıpratılmasına izin veremeyiz. İhtiyacımız olan, FETÖ’yü sevindirecek kavgalar değildir. İhtiyacımız olan, FETÖ’nün siyasi ayağını ortaya çıkarıp, siyasetimizi bu kirden, bu pastan temizlemektir. Bu, samimiyet ister. Bu, kararlılık ister. Bu, her tür hesaptan arınmış, cesur adımlar ister. Biz buna varız. Buyurun, bir kez daha çağrı yapıyorum; Madem bizim önergelerimize destek vermiyorsunuz, O zaman, siz bir önerge verin, “FETÖ'nün siyasi ayağını araştıralım.” deyin, biz, sizin önergenize destek verelim.”

MUSTAFA AKINCI'YA SERT TEPKİ

“Sözlerime son verirken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki bir başka utanmaza değinmek istiyorum. Türkiye’yi işgalci gibi tarif edebilen, Hatay’la kavuşmamızda büyük emeği olan Tayfur Sökmen’e laf söyleyebilen, bir başka utanmaz: Mustafa Akıncı. Rahmetli Rauf Denktaş’a hakaret etmeye utanmayan AK Parti politikalarının eseri, Mustafa Akıncı. Kendisine en güzel cevabı rahmetli Rauf Denktaş veriyor: “Üzerinde hür yaşayalım diye canlarını kanlarını vermiş olan insanların, bize bırakmış oldukları toprakları, mirasyedi gibi ne satabiliriz, ne de bırakıp kaçabiliriz. Sonuna kadar koruyacağız” diyor. Ben, Kıbrıs Türklüğü’ne inanıyorum. Ben, bu sözleri şiar olarak benimseyen, Kıbrıs Türklerine güveniyorum. Ankara’daki beceriksizlere, Lefkoşa’daki utanmazlara rağmen, Kıbrıs davamızı onların ayakta tutacaklarından eminim.”







FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARA
YUKARI YUKARI