|
Tweet |
Partisinin grup toplantısında konuşan Akşener, Suriye’deki gelişmeler, genel ekonomik tablo, Kızılay üzerinden yaşanan vergi kaçırma tartışmaları ve gündemdeki diğer konulara dair açıklamalarda bulundu.
“Gökkubbeyi Başlarına Yıkın”
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İdlib'de Türk askerlerinin şehit olmasının ardından Ukrayna ziyaretini iptal etmemesine tepki gösteren Akşener, “Sen Türk Devletini yönetiyorsun. Her şeyden önce duyguların yerine milletimizin çıkarlarını öne koymak zorundasın. Sana ve hükümetinin üstüne düşen görev açık ve nettir. Gökkubbeyi Mehmedimizi toprağa düşüren alçakların başına yıkın!" diye seslendi.
Devlet aklı ile ve iç politika hesapları yapılmadan hareket edilmesini, Türk Devletinin ve Milletinin gücünün gösterilmesini isteyen Akşener, “İçeride aslan, dışarıda kedi olmaktan artık vazgeçin. Bir an önce gerekeni yapın” diye seslendi.
“Kızılay Yandaşlara Kaynak Aktarmak İçin Kullanılan Naylon Bağış Kurumuna Dönüştü”
Kızılay ile ilgili tartışmalara değinen Akşener, “Bunların elinde yandaşlara kaynak aktarmak için kullanılan bir naylon bağış kurumuna dönüşmüş” diyerek şöyle konuştu:
“Biz Kızılay'ı soğuklarda ısıtan battaniye biliriz, aç karnı doyuran ana şefkati biliriz. Biz Kızılay'ı kötü gün dostu biliriz. Kızılay'a demişler ki, ‘Biz Ensar Vakfı'na para vereceğiz. Ama bu parayı önce sana yatıralım, sen oraya aktar.’ Neden? Çünkü Kızılay'a verdikleri paranın tamamını vergiden düşebiliyorlar. 8 milyon dolar. 2017 kuruyla 30 milyon lira. 30 milyon liradan Kızılay 75 bin dolar al gerisini Ensar Vakfı üzerinden bizim çocukların derneğine aktar. Vergiden düşen 30 milyon lira para kimin parası... İşsizlikten kırılan gençlerin parası, mutfağı tutuşmuş annelerin parası, emeklilere vermedikleri zam orada, çalışanlara vermedikleri zam orada... Tarlasını süremeyen çiftçinin parası orada, hayvancılıkla uğraşan elinde hayvan kalmayanların parası orada. Saraya takılan EYT'lilerin hakkı orada. Elinizi vicdanınıza koyun. Milletin 30 milyon lirasını çoluk çocuğunuzun oyuncağınız derneklerine aktaracaksınız diye Kızılay'a leke düşürmeye ne hakkınız var?”
“Bunlar 3 Y’nin Tâ Kendisi Oldular”
18 yıl önce ‘Ben bu işi çözerim’ diye yola çıkan AK Parti’nin, bugün ülkeyi daha kötü bir tabloya getirdiğini iddia eden Meral Akşener, “Biz işte bu gerçek gündemin peşinde olacağız. Gerçek gündem, milletimizin yaşadığı geçim sıkıntısıdır, işsizliktir, adaletsizliktir. Küçücük bir çay ocağına kafamı uzatıp selam verdim. Bana elektrik faturasını uzattı. 803 lira. Geçen yıl bu zamanlar, 400-450 lira geliyormuş. Şimdi 803 lira. Bakın, şu gerçeği artık görelim; Ak Parti 18 yıl önce bir hikâye yazdı. ‘Zam’ dedi, ‘kriz’ dedi, ‘vatandaş nefes alamıyor’ dedi, ‘ben bu işi çözerim’ dedi. 18 yılın sonunda Türkiye’yi getirdi, o günlerden daha kötü bir tabloya mahkûm etti. ‘Yolsuzlukla mücadele’ dedi, ‘yoksullukla mücadele’ dedi, ‘yasaklarla mücadele’ dedi, 18 yılın sonunda bu 3 Y’nin tâ kendisi oldu” şeklinde konuştu.
“Gerçek Hikâye Yazma Görevi Bizimdir”
“AK Parti’nin yazdığı bu trajik hikâyenin artık sonuna geldik. Ülkemiz ve milletimizin hak ettiği, gerçek ve samimi hikâyeyi yazma görevi, artık bizimdir” diyen Akşener, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu hikâye, eşin-dostun değil, milletin hikâyesi olacak. Bizim yazacağımız hikâyede, ‘Nasıl pay kaparım?’ değil, ‘nasıl paylaşırız?’ diye sorulacak. Bizim hikâyemiz, Türkiye’nin o beş müteahhitten büyük olduğunu gösterecek. Bizim hikâyemizde, ‘Nasıl satarız?’ değil, ‘Nasıl üretiriz?’ sorusu cevap bulacak. Bizim hikâyemizin kahramanları, liyakatsiz bürokratlar olmayacak. Bizim hikâyemizin aktörleri, bir baltaya sap olamamış şımarık çocukların oyuncak dernekleri olmayacak. Bizim hikâyemizin hiçbir satırında, Kızılay üzerinden kaçırılan vergi için, ‘Vergi kaçırma değil, vergiden kaçınma’ diyebilecek yüzsüzler olmayacak. Bizim hikâyemizin yıldızları olacak. O yıldızlar, iş bulmuş, dimdik yürüyen gençler olacak. Tencereyi kaynatabilen, anneler olacak. O eczaneden ilacını alıp çıkabilen, emekliler olacak. Cebinde elektrik faturasıyla, doğalgaz faturasıyla değil, çoluğuna çocuğuna yaptığı alışverişin faturasıyla gezen, esnafımız olacak. Bizim hikâyemizde, çiftliğe dönmüş bir devlet değil, ayağa kalkmış ve tarihine yakışır güçlü bir devlet olacak. Bugünkü iktidarın 18 yıl önce yazdığı hikâye ile ülkemizin bugün yaşadığı gerçek arasında uçurum var.”