|
Tweet |
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla 81 il valiliğine gönderilen “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu genelgeye Eğitim-Sen’den eleştiri geldi.
KESK’e bağlı Eğitim-Sen Trabzon Şube Başkanı Muhammet İkinci, genelgede kayıt parası ve benzeri zorunlu ücretlerin önlenmesi, öğrencilerin güvenliğinin sağlanması ve mesleki eğitimde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin artırılması gibi olumlu düzenlemelerin bulunduğunu belirtti.
Ancak İkinci, eğitim politikalarının bütününe bakıldığında demokratik, özgür ve katılımcı bir okul anlayışından ziyade, merkezi kuralların ve yoğun denetim mekanizmalarının öne çıktığını savundu.
Okul güvenliğinin yalnızca giriş-çıkışların kontrol edilmesi, randevusuz velilerin okula alınmaması veya dijital takip uygulamalarıyla sağlanamayacağını belirten İkinci, güvenli okul kavramının çok daha geniş değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İkinci, “Güvenli okul; öğrencinin kendisini özgürce ifade edebildiği, öğretmenin baskı altında olmadığı, şiddet ve ayrımcılığın önlendiği, psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirildiği, yeterli öğretmen ve yardımcı personelin bulunduğu demokratik bir ortamdır” ifadelerini kullandı.
Veli-okul ilişkisinin yalnızca elektronik randevu sistemine indirgenmemesi gerektiğini belirten İkinci, okulun veli ve öğrencilerin karar süreçlerine katılabildiği kamusal bir yaşam alanı olması gerektiğini söyledi.
İkinci, “Güvenlik adına okulun toplumsal yaşamdan koparılması, güvenli okul değil, denetlenen okul yaratır” dedi.
Kayıt parası ve zorunlu bağış uygulamalarının yasaklanmasını desteklediklerini belirten İkinci, yalnızca yasak getirmenin sorunu çözmeyeceğini ifade etti.
Okulların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla yıllardır velilerden bağış, aidat veya farklı isimler altında para toplanmasının temel nedeninin yetersiz kamu finansmanı olduğunu savunan İkinci, okulların bütün ihtiyaçlarının kamu bütçesinden karşılanması gerektiğini kaydetti.
İkinci, “Okulların finansmanı velilerin ekonomik gücüne bırakılamaz. Parasız, nitelikli, laik, bilimsel ve kamusal eğitim için eğitime ayrılan kamu kaynakları artırılmalıdır” diye konuştu.
Genelgede öğretmen seçimi, yardımcı kaynak kullanımı, deneme sınavları ve dijital iletişim araçlarına yönelik getirilen sınırlamaları da değerlendiren İkinci, merkezi talimatların öğretmenin pedagojik hareket alanını daraltmaması gerektiğini söyledi.
Öğrencileri ekonomik açıdan zorlayan yardımcı kaynak dayatmalarına ve ticari sınav uygulamalarına karşı olduklarını belirten İkinci, buna karşı çözümün öğretmenin karar alanını kısıtlamak olmadığını savundu.
İkinci, eğitim materyallerinin kamu tarafından ücretsiz ve nitelikli şekilde bütün öğrencilere ulaştırılması gerektiğini ifade etti.
Cep telefonlarının okul ortamında kullanımının sınırlandırılmasının öğrencilerin dikkatini korumak açısından tartışılabileceğini belirten İkinci, dijital dünyanın bütünüyle yasaklama ve disiplin anlayışı üzerinden değerlendirilmesine karşı çıktı.
Öğrencilere dijital okuryazarlık, eleştirel düşünme, kişisel verilerin korunması, mahremiyet ve bilinçli teknoloji kullanımı konusunda eğitim verilmesi gerektiğini vurgulayan İkinci, WhatsApp gibi uygulamalara sınırlama getirilecekse öğretmen ve öğrencilerin kullanabileceği güvenli ve ücretsiz kamusal dijital altyapının da oluşturulmasını istedi.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin genelgede temel hedeflerden biri olarak gösterilmesini de eleştiren İkinci, eğitim sisteminin tek merkezden belirlenen bir dünya görüşü doğrultusunda şekillendirilmemesi gerektiğini savundu.
İkinci, “Eğitim sistemi hiçbir siyasi iktidarın kendi dünya görüşünü topluma aktarma aracı haline getirilmemelidir” ifadelerini kullandı.
Eğitim-Sen’in laik, bilimsel, demokratik ve kamusal eğitim anlayışını savunduğunu belirten İkinci, farklı düşünce, inanç ve yaşam biçimlerine saygı gösterilen çoğulcu bir eğitim sisteminin esas alınması gerektiğini söyledi.
Sınıf annesi uygulamasının kaldırılması, sınıf ve öğretmen seçiminin sınırlandırılması ve mezuniyet törenleriyle ilgili düzenlemelere de değinen İkinci, bu tür kararlar alınırken öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin görüşlerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
“Okul yalnızca Bakanlığın talimatlarının uygulandığı bir kurum değildir” diyen İkinci, öğrenciler, veliler, öğretmenler ve diğer eğitim emekçilerinin okulun asli bileşenleri olduğunu belirtti.
İkinci, demokratik okul anlayışının kararların yukarıdan aşağıya dayatılması yerine eğitim bileşenlerinin katılımıyla oluşturulması gerektiğini söyledi.
MEB-İMES uygulaması ve işletmelerde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin artırılmasını olumlu bulduklarını belirten İkinci, mesleki eğitimdeki temel sorunun öğrencilerin ucuz iş gücü olarak kullanılma riski olduğunu savundu.
Mesleki eğitim merkezlerindeki öğrencilerin çalışma koşullarının yakından takip edilmesi gerektiğini söyleyen İkinci, “Hiçbir ekonomik gerekçe öğrencilerin can güvenliğinin önüne geçirilemez” dedi.
İş sağlığı ve güvenliği koşullarını sağlamayan işletmelerle sözleşmelerin feshedilmesinin yeterli olmadığını belirten İkinci, öğrencileri güvensiz çalışma ortamlarına gönderen yapısal sorunların da çözülmesi gerektiğine dikkat çekti.
Eğitim-Sen’in eğitim politikalarında daha fazla yasak, denetim ve disiplin yerine özgürlük, eşitlik, katılım ve kamusal sorumluluğu savunduğunu belirten Muhammet İkinci, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Okullarda şiddetin, ayrımcılığın, kayıt parasının ve ekonomik eşitsizliklerin ortadan kaldırılması elbette gereklidir. Ancak bunun yolu okul kapılarını daha fazla kapatmak, öğretmenin pedagojik alanını daraltmak ve eğitim yaşamını merkezi talimatlarla düzenlemek değildir. Güvenli okul, yasakların çoğaldığı okul değil; öğrencinin, öğretmenin ve velinin kendisini özgürce ifade edebildiği demokratik okuldur.”