|
Tweet |
Trabzon siyasetinin tanınan isimlerinden, Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi CHP eski Grup Başkanvekili Turgay Şahin, CHP’den ayrılmasının ardından CHP'de kalıp mücadele edeceklerini söyleyenlere cevap verdi. Şahin, ''CHP'de kalıp mücadele edeceğim demek ayrılanlarla alay etrmektir. Kimseyle aklımı dalga geçtirtmem. Oktay Söğüt'ün açıklamasına üzüldüm' dedi.
Partiden ayrılanların CHP’liliğinin sorgulanmasına tepki gösteren Şahin, meselenin kişiler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, yıllarca CHP içerisinde aktif siyaset yaptığını, parti adına mücadele verdiğini ve önemli bedeller ödediğini söyledi.
CHP’de kalıp mücadele edilmesi gerektiğini savunanlara seslenen Şahin, şu ifadeleri kullandı:
“Bu sadece Oktay meselesi değil. Oktay benden veya bir başkası benden daha fazla Cumhuriyet Halk Partili olmasın. Buradaki konu başka bir konu. ‘CHP’de kalıp mücadele edelim’ deniliyor. Tamam ama nasıl mücadele edeceksin?”
Partide demokratik yarışın ve mücadele kanallarının açık olması gerektiğini ifade eden Şahin, mevcut koşullarda bunun mümkün olmadığını savundu.
Kemal Kılıçdaroğlu döneminde uzun yıllar parti içerisinde görev yaptığını hatırlatan Şahin, geçmişte Kılıçdaroğlu’na yakın bir siyasetçi olarak görüldüğünü de anlattı.
Şahin, “Ben Kılıçdaroğlu’yla yüz yüze konuşmuş bir insanım. Üç dönem onun zamanında Grup Başkanvekilliği yaptım. Trabzon’da partililer Kılıçdaroğlu’nu eleştirirken ben eleştirmediğim için bana ‘Kılıçdaroğlu’cusun’ deniliyordu” dedi.
Ancak kurultay ve yargı süreci sonrasında yaşananların kendisi açısından kırılma noktası olduğunu belirten Şahin, kurultayın yıllar sonra yargı yoluyla tartışmalı hale getirilmesini doğru bulmadığını ifade etti.
CHP kurultaylarında delegelerin oyunu almak için yoğun bir rekabet yaşandığını dile getiren Şahin, delegelerin farklı beklentiler içerisinde olabileceğini ve bunun geçmişten beri siyasetin bir gerçeği olduğunu savundu.
Şahin, kurultay süreçlerini şöyle anlattı:
“Sen de genel başkan adayısın, ben de adayım. 1200-1300 civarında kurultay delegesi var. Sen de delegeden oy isteyeceksin, ben de isteyeceğim. ‘Ben daha iyi yaparım’ diyeceksin. Delegelerin içerisinde her kesimden insan var. Birisi çocuğuna iş ister, birisi başka bir talepte bulunur. Bunlar rekabet olan seçimlerde yaşanabilecek şeyler.”
Şahin, geçmişte seçim çalışmalarında kendilerinden çeşitli taleplerde bulunan seçmenlerle karşılaştıklarını da anlatarak, bu tür örneklerden hareketle bir kurultayın bütününün tartışmalı hale getirilmesini doğru bulmadığını söyledi.
Şahin’in eleştirilerinin önemli bölümünü ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti yönetimine yönelik tutumu oluşturdu.
Kılıçdaroğlu’nun parti içerisindeki eski ve yeni yönetimler arasında ayrıştırıcı bir dil kullandığını öne süren Şahin, özellikle belediye başkanlarına yönelik “arınma” söylemlerini eleştirdi.
“‘Belediye başkanları arınsın’ ne demek?” diye soran Şahin, tutuklanan bazı CHP’li belediye başkanlarının haksızlığa uğradığını savundu.
Şahin, “İçlerinde farklı durumda olan bir-iki kişi olabilir ama diğerleri için aynı şeyi söyleyemezsin. İnsanlara topluca ‘arınsınlar’ dediğinde çok ağır bir ithamda bulunmuş oluyorsun” ifadelerini kullandı.
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki kurultay rekabetini de değerlendiren Şahin, bir genel başkanlık yarışının sonucunun kişisel hesaplaşmaya dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.
Şahin, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin eski genel başkanı olarak taşıdığı sorumluluğa işaret ederek şunları söyledi:
“Özgür Özel’i sevip sevmemek başka mesele. Ama sen bu partinin genel başkanlığını yapmış birisin. Sıradan bir insan değilsin. Kurultayda seni yendiler diye intikam duygusuyla hareket edersen partiye zarar verirsin.”
CHP’den ayrılma kararının kolay olmadığını vurgulayan Şahin, parti içerisinde yıllarca önemli mücadeleler verdiğini söyledi.
AK Parti döneminde siyasi faaliyetleri nedeniyle yargılandığını, Siber Suçlar birimine defalarca ifade vermek zorunda kaldığını ve tehditlerle karşılaştığını anlatan Şahin şöyle konuştu:
“Ben bu partiden keyfimden ayrılmadım. Ayrılırken sosyal medyada da yazdım; bağrıma taş bastım. Gece gündüz çalıştım. Bedel ödedim. Mahkemeye verildik, iki-üç yıl yargılandık. Yedi-sekiz defa Siber Suçlar’a gittik. Tehdit aldık. Maddi manevi fedakârlık yaptım.”
Şahin, bütün bunlara rağmen partiden ayrılmak zorunda kaldığını belirterek, kararının CHP’ye yönelik bir düşmanlıktan değil, parti içerisinde mücadele imkânının kalmadığına ilişkin düşüncesinden kaynaklandığını söyledi.
Şahin’in açıklamalarında en dikkat çekici bölüm ise CHP’de kalıp mücadele edilmesi gerektiğini söyleyenlere yönelttiği sorular oldu.
Parti teşkilatlarında atama yönteminin hâkim olduğunu savunan Şahin, parti içi demokrasinin işlemediğini öne sürerek şöyle konuştu:
“Şimdi atadıkları yönetimler var. Peki seçim mi yapılacak? Ön seçim olacak mı? İl başkanlığı seçimi olacak mı? Delegasyon üyelerin iradesiyle oluşacak mı? Eğer bunlar olmayacaksa ben nasıl mücadele edeceğim?”
Parti içerisindeki siyasi mücadelenin ancak sandık ve demokratik yarışla mümkün olabileceğini ifade eden Şahin, atama sisteminin hâkim olduğu bir yapıda “partide kal ve mücadele et” çağrısının gerçekçi olmadığını savundu.
Şahin, “Mesele CHP’yi sevmek veya sevmemek değil. Mesele, mücadele edecek demokratik bir alanın bulunup bulunmamasıdır. Sandık yoksa, seçim yoksa, ön seçim yoksa nasıl mücadele edeceksin?” sözleriyle açıklamasını tamamladı.