|
Tweet |
Trabzon kıyılarındaki yapılaşma ve kıyı işgalleriyle ilgili tartışmalar devam ederken Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan dikkat çeken bir açıklama yaptı.
Kıyı Kanunu’na aykırı olduğu belirtilen yaklaşık 400 yapının tespit edildiğini, bu yapılarla ilgili raporların hazırlandığını ve ilgili kamu kurumlarına gönderildiğini belirten Pehlevan, söz konusu raporların kamuoyuna açıklanmamasını eleştirdi.
Pehlevan, kamu yararını doğrudan ilgilendiren bir konuda vatandaşların ve meslek kuruluşlarının bilgi edinme hakkının bulunduğunu savundu.
Sürecin en dikkat çekici noktasının, hazırlanan raporların içeriğinin paylaşılmaması olduğunu ifade eden Pehlevan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kıyılar işgal ediliyor, Kıyı Kanunu’na aykırı 400 yapı tespit ediliyor, raporlar hazırlanıyor, ilgili kurumlara gönderiliyor. Kamu kurumları konudan haberdar ediliyor. Sonrasında vatandaş veya kamu yararını gözeten bir meslek kuruluşu ‘Bu raporlarda ne var, hangi yapılarla ilgili işlem yapılacak, görevini yerine getirmeyenlerle ilgili işlem yapıldı mı?’ diye soruyor. Aldığımız cevap ise raporların verilemeyeceği yönünde oluyor.”
Pehlevan, raporların paylaşılmamasında “özel hayatın gizliliği” gerekçesinin öne sürülmesine tepki gösterdi.
Kıyıların herkesin ortak kullanımına açık kamu alanları olduğunu vurgulayan Pehlevan, kamu arazilerindeki yapılaşmanın özel hayat kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.
Pehlevan şöyle konuştu:
“Kıyı kamunun ortak malı. İşgal kamu alanında. Tespit kamu görevlileri tarafından yapılmış. Rapor kamu kurumunda hazırlanmış, ilgili kurumlara gönderilmiş ve konu kamu düzenini ilgilendiriyor. Ama raporun kendisi bir anda özel hayat kategorisine giriyor. Buradaki çelişkinin kamuoyuna açıklanması gerekir.”
Vatandaşların kişisel bilgilerinin korunmasına itirazlarının olmadığını özellikle vurgulayan Pehlevan, sağlık bilgileri, aile hayatı ve kişisel verilerin elbette gizli tutulması gerektiğini söyledi.
Ancak kamuya ait kıyılarda tespit edilen hukuka aykırı yapıların durumunun bundan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Pehlevan, tartışmanın kişilerin özel yaşamları üzerinden yürütülmediğine dikkat çekerek şöyle devam etti:
“Biz ‘Falanca kişinin özel hayatında ne oluyor?’ diye sormuyoruz. Sorulan soru son derece açık: Kamuya ait kıyılarda tespit edilen aykırılıklar hakkında ne yapıldı? Hangi yapılarla ilgili işlem gerçekleştirildi? Yıkılması gereken yapılar varsa yıkıldı mı? Görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında işlem yapıldı mı? Bunların özel hayatla ne ilgisi var?”
Açıklamasında bürokratik yaklaşımı ironik ifadelerle eleştiren Pehlevan, ortaya çıkan tabloyu şu sözlerle anlattı:
“Demek ki yeni bir matematik keşfettik. Kıyı artı işgal eşittir kamu sorunu. Rapor artı kamu sorunu eşittir özel hayat. Özel hayat artı rapor eşittir bilgi verilemez! Ne güzel sistem!”
Kamu yararı gerekçesiyle hazırlanan raporların yine kamu yararı adına talep edildiğinde verilmemesinin anlaşılır olmadığını belirten Pehlevan, şeffaflık çağrısı yaptı.
Meselenin yalnızca raporların paylaşılmasından ibaret olmadığını ifade eden Pehlevan, kamuoyunun cevap beklediği soruları sıraladı.
“Kamuya ait kıyılar gerçekten korunuyor mu? Tespit edilen hukuka aykırılıklar gideriliyor mu? Yıkılması gereken yapılar hakkında işlem yapılıyor mu? Görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında herhangi bir idari ya da hukuki işlem uygulanıyor mu? Kamu adına hazırlanmış bir rapor, kamu yararını ilgilendirdiği halde neden kamuoyundan uzak tutuluyor?”
Pehlevan, hukuk devleti ilkesinin her bilginin hiçbir sınırlama olmaksızın açıklanması anlamına gelmediğini de belirterek, ancak bilgi verilmeyecekse bunun hukuki gerekçesinin açık şekilde ortaya konulması gerektiğini söyledi.
Kıyıların anayasal ve yasal olarak toplumun ortak kullanım alanları olduğunu hatırlatan Pehlevan, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:
“Kıyılar hepimizin, deniz hepimizin, kamu alanı hepimizin. O halde kamu adına yapılan tespitlerin hesabını sormak da vatandaşın, meslek kuruluşlarının ve kamuoyunun en doğal hakkıdır. Eğer gerçekten hukuka aykırı bir kıyı işgali varsa asıl korunması gereken şey raporun gizliliği değil, kamuya ait kıyının kendisidir.”
Pehlevan açıklamasının sonunda dikkat çeken bir ironiye de yer verdi.
Kıyı işgallerine zamanında müdahale edilmemesi halinde gelecek kuşakların kamuya ait sahillerden yararlanamayabileceği uyarısında bulunan Pehlevan şu ifadeleri kullandı:
“Yoksa yarın çocuklarımıza kıyıları değil, kıyı işgalleriyle ilgili gizli raporları miras bırakacağız. O zaman çocuklarımız bize, ‘Baba, deniz nereye gitti?’ diye soracak. Biz de ‘Deniz duruyor evladım, sadece kıyının raporu gizli’ diyeceğiz.”
Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan’ın açıklaması, Trabzon kıyılarında tespit edildiği belirtilen yapılarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığı ve hazırlanan raporların neden kamuoyuyla paylaşılmadığı sorularını yeniden gündeme taşıdı.