|
Tweet |
Trabzon Barosu’nda ekim ayında yapılacak seçimler öncesinde yarış giderek hareketlenirken, mevcut Başkan Av. Hakan Orhan’ın karşısına aday olarak çıkan Av. Mustafa Çağrı Yayla’dan mevcut yönetime dikkat çeken eleştiriler geldi.
Yayla, Hakan Orhan’ın meslek büyüğü olduğunu, kendisini uzun yıllardır tanıdığını ve görev döneminde emek verdiğini özellikle belirtirken, Trabzon Barosu’nun son iki yılda kentin gündeminde yeterince yer alamadığını savundu.
Yayla, “Hakan Başkan bizim meslek büyüğümüz. Eskiden de tanırım. Daha önce benim genel sekreter olduğum dönemde de Türkiye Barolar Birliği delegesiydi. O da emek sarf etti, ciddi bir mesai ayırdı” diyerek eleştirisinin kişisel olmadığının altını çizdi.
Ancak baronun yalnızca kendi üyelerine hizmet veren mesleki bir kuruluş olmadığını, aynı zamanda kentte hukukun ve hukuk devletinin güçlü temsilcilerinden biri olması gerektiğini belirten Yayla, mevcut dönemde bu yönün eksik kaldığı görüşünü dile getirdi.
Yayla, Trabzon Barosu’nun şehirde daha görünür, daha etkin ve daha fazla gündem oluşturan bir kurum olması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Biz baronun daha şehirde görünür olması gerektiğini düşünüyoruz. Daha çok sesinin çıkması gerektiğini düşünüyoruz. Şehirdeki diğer kurumlarla, kuruluşlarla daha fazla iş birliği içerisinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yönlerin eksik olduğunu düşünüyoruz. O yüzden biz yönetim olarak bir yola çıktık.”
Trabzon’un gündemine gelen hukuki ve toplumsal meselelerde baronun kurumsal kimliğiyle daha güçlü şekilde yer alması gerektiğini ifade eden Yayla, eleştirilerinin yalnızca başkanların kişisel tutumları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Geçmiş dönem Trabzon Barosu başkanlarından Sibel Suiçmez ve Duygu Keleş Aydın dönemlerini de hatırlatan Yayla, başkanların kişisel özelliklerinin baronun kamuoyundaki görünürlüğünde etkili olduğunu ancak asıl meselenin kurumsal tavır olduğunu kaydetti.
Yayla şunları söyledi:
“Tabii başkanların şahsi özellikleri burada belirleyici oluyor. Sibel Başkan, Duygu Başkan, önceki başkanlarımız... Ama o kişilerin de ötesinde baronun kurumsal olarak en azından şehirdeki hukuki meselelerle alakalı görüş belirtmesi, itiraz etmesi, ses yükseltmesi gerekiyor.”
Baroların hukukun üstünlüğü, temel haklar, kent sorunlarının hukuki boyutları ve avukatların mesleki hakları konusunda gerektiğinde itiraz eden bir kurum olması gerektiğine işaret eden Yayla, mevcut dönemde bu konuda sessiz kalındığını düşündüklerini belirtti.
Yayla’nın mevcut yönetime yönelik en önemli eleştirilerinden biri de avukatların mesleki sorunlarına ilişkin oldu.
Yayla, “Biz hem şehrin hukuku anlamında hem de meslektaşların bazı noktalarda hak ve hukuku noktasında sessiz kalındığını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Trabzon Barosu’nun bir asrı aşan tarihi geçmişine vurgu yapan Yayla, bugünkü tablonun kurumun tarihi misyonuyla yeterince örtüşmediğini savundu.
Yayla şöyle devam etti:
“Trabzon Barosu 100 yılı aşkın bir kurum. Trabzon Barosu’nun tarihi mirasıyla bu durumun çok bağdaşmadığını düşünüyoruz. Kişilerden de öte baronun kurumsal olarak yıllardır bir tutumu vardı.”
Yayla’nın değerlendirmelerindeki en dikkat çekici bölüm ise Trabzon Barosu’nun mevcut hizmet binası üzerinden yaptığı benzetme oldu.
Baronun son dönemde kentten uzaklaşarak kendi içine kapandığını savunan Yayla, şu ifadeleri kullandı:
“Bu dönem biraz daha baro kendi içine kapandı gibi düşünüyoruz açıkçası. Arafili Boyu’ndaki binada her açıdan, hem fiziki anlamda hem de zihinsel anlamda da biraz Arafili Boyu’ndaki binaya kapandı gibi hissediyoruz.”
Yayla’nın bu sözleri, Trabzon Barosu seçimleri öncesinde mevcut yönetime yöneltilen en sert eleştirilerden biri olarak dikkat çekti.
Trabzon Barosu’nun olağan genel kurul süreci 3 Ekim Cumartesi günü başlayacak, başkan ve kurulların seçimi ise 4 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek.
İlk toplantıda gerekli çoğunluk sağlanamaması halinde genel kurul 10 Ekim, seçim ise 11 Ekim tarihinde yapılacak.
Yayla, Trabzon Barosu’nda bugüne kadar genel olarak başkan adaylarının meslektaşları ikinci kez sandığa getirmemek konusunda mutabık kaldığını ve çoğunluğun ilk genel kurulda sağlandığını belirtti.
Seçimde mevcut Başkan Hakan Orhan ile Mustafa Çağrı Yayla’nın yarışması bekleniyor.
Yayla, kuvvetle muhtemel üçüncü bir adayın çıkmayacağını ifade etti.
Trabzon Barosu’nun yaklaşık 1200 üyesinin bulunduğunu belirten Yayla, seçim çalışmalarını ağırlıklı olarak birebir temaslarla yürüttüklerini söyledi.
Baroya kayıtlı avukatların bir bölümünün evden çalıştığını, bazılarının şehir dışında bulunduğunu, bazılarının ise farklı kamu kurumlarında görev yaptığını dile getiren Yayla, buna rağmen mümkün olduğunca meslektaşlarını tek tek ziyaret etmeye çalıştıklarını ifade etti.
Yayla şöyle konuştu:
“Bazı barolar çok daha kalabalık. Oralarda birebir ziyaret yerine daha çok toplantılar üzerinden çalışmalar yürütülebiliyor. Ama biz hem meslektaşlarımızla birebir görüşüyoruz hem de sosyal medya üzerinden projelerimizi anlatıyoruz.”
Eylül ayıyla birlikte seçim atmosferinin daha da hareketleneceğini kaydeden Yayla, hem kendi ekibinin hem de Hakan Orhan’ın projelerini daha yoğun şekilde kamuoyuna anlatacağını söyledi.
Yönetim listesinin büyük ölçüde şekillendiğini açıklayan Yayla, kısa süre içerisinde ekibindeki isimleri de kamuoyuna duyuracaklarını belirtti.
Adli tatilin sona ermesiyle birlikte avukatların yeniden yoğun çalışma temposuna girdiğine dikkat çeken Yayla, baro seçimlerinin de bundan sonra meslektaşlarının daha fazla gündemine gireceğini ifade etti.
Yayla, başkan adaylarının seçim çalışmalarına daha erken başladığını ancak geniş avukat kitlesi açısından asıl seçim atmosferinin son bir ay içerisinde oluştuğunu söyledi.
Trabzon Barosu’nda 4 Ekim’de kurulacak sandık böylece yalnızca iki aday arasında bir başkanlık yarışına değil, aynı zamanda “Baro kentte ve ülkenin hukuki meselelerinde ne kadar görünür olmalı?” sorusu etrafında iki farklı yönetim anlayışının yarışına da sahne olacak.