|
Tweet |
Karadeniz’de ticari gemilerin saldırıya uğramasının ardından yaşanan kriz, bölge ihracatını doğrudan etkilemeye başladı. Doğu Karadeniz İhracatçıları Birliği Kurucu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, saldırıya uğrayan gemideki cenazelerin çıkarıldığını, yaralıların hastaneye sevk edildiğini ve gemide bulunan yüklerin başka araçlara aktarılmaya çalışıldığını söyledi.
Gürdoğan, asıl büyük sıkıntının ise yaş meyve ve sebze ihracatında yaşandığını belirterek, Samsun Limanı’ndan yapılan ihracatın tamamen durduğunu ifade etti.
Gemideki çalışmalar hakkında bilgi veren Gürdoğan, şunları söyledi:
“Cenazeleri çıkardık, yaralıları hastaneye yerleştirdik. Şimdi gemideki durum inceleniyor. İçeride mal bulunan araçların yüklerini aktarıp buradan göndermek istiyoruz. Ancak bu arada Samsun Limanı’ndan yaş sebze ihracatı tamamen durdu.”
İhracatın durmasının özellikle üretici açısından büyük bir risk oluşturduğuna dikkat çeken Gürdoğan, Ege ve Akdeniz bölgelerinde üretimin yoğun olduğu bir dönemde pazar bağlantısının kesilmesinin ürünlerin çiftçinin elinde kalmasına yol açabileceğini söyledi.
Yaş meyve ve sebzenin beklemeye uygun bir ürün grubu olmadığını hatırlatan Gürdoğan, sevkiyatın kısa sürede yeniden başlayamaması halinde ciddi ekonomik kayıpların yaşanabileceğini belirtti.
Gürdoğan, “Ege ve Akdeniz’deki ürünlere, fiyatlara baktığınız zaman çiftçinin elinde mal kalacak. Bunun için bir çıkış yolu, bir kurtuluş formülü bulunması lazım” diye konuştu.
Denizyolunun durması halinde alternatif olarak Sarp Sınır Kapısı’nın kullanılabileceğini ancak mevcut kapasitenin ihracatın tamamını karşılayamayacağını ifade eden Gürdoğan, karayoluyla taşımacılığın tek başına çözüm olmadığını söyledi.
“Sarp Kapısı burayı kaldırmaz. 10-15 tırla bu iş olmaz. Zaten şu anda tırlar da kolay kolay kalkmıyor” diyen Gürdoğan, yaşanan güvenlik sorunlarının taşımacılık sektöründe de ciddi endişe oluşturduğunu kaydetti.
Krizin çözümü için ilgili makamlarla temasa geçtiğini açıklayan Gürdoğan, Ticaret Bakanı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı ile görüştüğünü belirtti.
Gürdoğan, görüşmelerde kendisine konunun değerlendirileceğinin söylendiğini ancak henüz somut bir gelişme yaşanmadığını ifade ederek, ihracatçıların hızlı bir çözüm beklediğini dile getirdi.
Gürdoğan’ın en sert eleştirilerinden biri ise Trabzon’daki siyasetçilere yönelik oldu.
Bölge ekonomisini doğrudan ilgilendiren böylesine önemli bir gelişme karşısında Trabzon siyasetinin sessiz kaldığını savunan Gürdoğan, şöyle konuştu:
“Trabzon siyaseti tamamen sessiz. Açık bir geçmiş olsun dahi denmedi. Belediye başkanı dahil kimseden ses çıkmadı. Ama vergiden pay almayı biliyorlar. Bir tek Yavuz Aydın beni aradı. Başka da bir şey yok.”
Karadeniz’de Türk ticaret gemilerinin saldırıya uğramasının sıradan bir ticari sorun olarak görülmemesi gerektiğini savunan Gürdoğan, konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınması gerektiğini söyledi.
Gürdoğan, “Normalde Meclis’in olağanüstü toplantıya çağrılması, milletvekillerinin bilgilendirilmesi lazım. Senin gemilerin vuruluyor. Bana göre bu artık son derece ciddi bir durum” ifadelerini kullandı.
Sorunun sadece yaş meyve ve sebze ihracatıyla sınırlı olmadığına dikkat çeken Gürdoğan, Karadeniz’de buğday ve kömür taşıyan gemilerin de saldırı tehdidi altında bulunduğunu belirtti.
Özellikle kış ayları öncesinde enerji ve gıda tedarikinin önemine işaret eden Gürdoğan, “Kömür yüklü gemiler, buğday yüklü gemiler vuruluyor. Kışın kömür gelmezse ne olacak? Doğal gazla ilgili de bir sıkıntı yaşanırsa ne olacak? Buğday gelmezse ne olacak? Bunların şimdiden düşünülmesi gerekiyor” dedi.
Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorununun ihracatçıdan üreticiye, nakliyeciden tüketiciye kadar geniş bir kesimi etkileyebileceğine dikkat çeken Gürdoğan, hükümetin ilgili kurumlarıyla birlikte hızla alternatif bir taşıma ve güvenlik modeli oluşturması gerektiğini söyledi.
Gürdoğan’a göre Samsun Limanı’ndan Rusya’ya yaş meyve ve sebze ihracatının durması, yalnızca bölgesel bir ihracat sorunu değil; üretim, lojistik, dış ticaret ve gıda tedarik zincirini aynı anda etkileyebilecek ciddi bir ekonomik problem niteliği taşıyor.